MANGA’NIN YENİ STARI, QUEENIE CHAN

Los Angeles’in hatırı sayılır Manga dergilerinden birisidir Tokyopop. Kuzey Amerika, İngiltere, Almanya ve tabii ki Japonya’da yayınlanan derginin başarılı çizerlerinden birisi Queenie Chan. Tudem yayınları tarafından yayınlanan Okuldaki Sır isimli üç kitaplık serisiyle tanınan Chan, yayınevinin daha önce Kazu Kibuishi ile gerçekleştirdiği çizgi roman atölyelerinin, yeni konuğu olarak Türkiye’de. 10 güne yakın bir zaman içinde çeşitli okullarda öğrencilerle buluşup, çizime meraklı öğrencilerin kendi manga kahramanlarını yaratmasında onlara bazı fikirler verdi. Quenie Chan son olarak, 7 Kasım Pazar günü, 13:15-14:45 saatleri arasında da TÜYAP kitap fuarında, yine Tudem yayınlarının konuğu olarak, Interexpo Salonu’nda manga atölyesi ve bir söyleşi gerçekleştirdi.
Fuarda düzenleyeceği son buluşma öncesi, Chan’ın yürüttüğü atölye çalışmalarından birine katıldık ve çalışmanın hemen ardından kendisiyle bir söyleşi yaptık.
—OYNAKBEYİ—
- Birçok çizerin “çocuk yaş”tan itibaren elinde fırçayla bir şeyler çizdiklerini duyarız. Ancak sizin çizmeye başlamanız, hiç de öyle çocukluk yıllarına dayanmıyor, neden bu kadar geç başladınız?
Çocukluk dönemimde annem ve babam tarafından çizim yapmaya teşvik edilmedim. Bu bir genelleme olacak ama, çoğu Asyalı anne ve baba çocuklarının akademik anlamda başarılı olmalarını ve iyi bir iş bularak kendilerini geçindirmelerini isterler. Çoğu Asyalı insan, sanatçıların iyi bir şekilde geçinemediklerine inanırlar (tam olarak doğru değil) ve bundan dolayı çocuklarını çizim yapma konusunda teşvik etmezler. Fakat 20 yıl sonra yaşam değişti. Benim ebeveynlerim bile artık farklı düşünüyorlar.
- Birdenbire ne oldu da bir şeyler çizmeye odaklandınız?
Aslında New South Wales Üniversitesinde Bilgisayar üzerine okuyordum. Okulda derslerim iyi olmasına iyiydi ama bölümümden zevk almıyordum. Fakat bir yandan da yapma zorunluluğu hissediyordum, çünkü iyi bir iş istiyordum. Bu beni biraz mutsuzluğa sürükledi ve böylece kendimi daha iyi hissettirecek bir hobi aramaya başladım. Daha sonra ise çizim konusunu hobi edindim. Çizim yapmaya üniversite yıllarında sadece hobi olarak başlamıştım, bu hobinin daha sonra kariyerim olmasını amaçlamamıştım. Benim için farklı bir durum söz konusuydu. Yazı yazmayı daha çok seviyordum ve hikâyelerimi çizecek bir sanatçı bulmak düşüncesindeydim. Çizmeye başladığım zamanın sonrasında ise, başki bir çizer bulmak yerine, karakterleri kendim çizmeye karar verdim. Çizim yapmaya başladığım vakit, gerçekten de bunu başarabildiğimi keşfettim. Bu benim için büyük bir sürpriz oldu, çünkü çocukken pek fazla çizim yapmazdım. Çizim yapmaya geç başladığımı söyleyebilirsiniz, çünkü çocukken çizim yapabildiğimi bile bilmiyordum.
- Elle tutulur ilk öykünüzü çizip bitirdiğinizde ne hissetmiştiniz?
İç rahatlaması! Bir hikayeye başlamak kolaydır, fakat bitirmesi zordur. İlk hikayemi çizmeye başladığımda bu olayı zor tarafından öğrendim. Başlangıçta hiçbir sorun yoktu fakat son bölümü defalarca çizmek zorunda kaldım. Bütün bunlara rağmen, bu halden pek memnun değildim, yine de ortada bitirilmiş bir hikaye vardı. Bu tecrübeden çok fazla şey öğrendim.

- Hayranı olduğunuz manga çizerleri kimler? En çok hangi serileri seviyorsunuz?
En sevdiğim manga sanatçılarından birisi “Astro Boy” ve birçok ünlü manganın yaratıcısı Tezuka Osamu’dur. Tezuka manganın “baba”sı olarak tanınmaktadır ve bugünlerin manga çiziminde kullanılan birçok tekniğin yaratıcısıdır. Bu yüzden bu kişiye büyük bir saygım var. Çok sevdiğim bir diğer sanatçı ise “Death Note” ve “Hikaru no Go” hikayelerini yaratan Takeshi Obata. Kendisi çok yetenekli bir sanatçı ve hikaye anlatıcı. Zaten bunun için de yaptığı işlerin birçok hayranı bulunuyor. Çizim kalitesi anlamında tutarlı ve bu yüzden yaptığı işleri çok beğeniyorum. Şu an favorim Eiichiro Oda’nın yazdığı ve hâlâ devam eden “One Piece” adlı serisinin kitapları. Korsanlar hakkında çok yaratıcı aksiyon-macera biçiminde bir hikaye anlatıyor bu seride. Oda’nın çizim tarzına bayılıyorum gerçekten kendine özgü. Aynı zamanda çok iyi bir yazar.
HİKÂYE; KARAKTERLER VE ÇİZİM KADAR ÖNEMLİDİR


- Yaptığınız atölye çalışmalarında, kısa sürede usta işi çizim yapmanın yollarından ziyade öykünün üzerinde duruyorsunuz. Siz de kendi çalışmalarınızda öyküye mi önem veriyorsunuz?
Bana göre hikayenin de karakterlerin de eşit önemi var. Bunun nedeni basit; karakterlerin kişiliklerini ortaya çıkarmak için iyi bir hikayenizin olması gerekir. Her zaman iyi bir hikayenin önemini vurgularım, çünkü karakterler ne kadar ilgi çekici olursa olsun, onlara bir o kadar ilginç olacak başka şeyler vermelisiniz. Okuyucularınız, karakterlerinizi onların hayatlarından ve özel durumlarda neler yaptıklarından öğrenmektedirler ve bu da hikayeyi oluşturmaktadır. Dolayısıyla hikâyenize gereken önemi vermezseniz, her şey elinizde kalır.
Örneğin, Okuldaki Sır serisinde; gizemli bir okul macerası haricinde iç içe birçok öyküyü anlatıyorum. Bunu ana hikayeyi zenginleştirmek için kullanıyorum. Değişik hikaye anlatma yöntemleri kullanmak her zaman iyidir, okuyucu için her zaman durumu daha çekici yapacağına inanıyorum.
- Bir haftaya yakındır buradasınız, başka ülkelerde de atölye çalışmaları yaptınız. Gözlemlediğiniz kadarıyla farklar neler?
Türkiye’de yetenekli birçok çocuk gördüm ve çizimlerin yüksek kalitelerinden etkilendim. İstekli bir izleyici kitlesi vardı ve bu durum onlarla çalışmam esnasında beni çok mutlu etti. Soruları olduğunda Türk öğrenciler bu soruları sorma konusunda kendilerine güveniyorlar. Diğer ülkelerde içine kapanık birçok çocuk gördüm ve bu bazen çok zorlayıcı olabiliyor.

- Okuldaki Sır, korku unsurları barındıran bir öykü. Siyah-beyazı rengi tercih etmeniz, öykünün “karanlık” olması gerektiğinden mi, yoksa renkli kullanmayı sevmemenizden mi
Renk kullanmak isterim, fakat çıktı almak çok pahalı olabilir. Aynı zamanda çizimi bitirme sürecini de uzatıyor. Genel olarak konuşmak gerekirse, Avrupa çizgi romanlarının hepsi renkli ve bence güzel görünüyorlar. Ancak siyah-beyaz görünen, ki ‘gri tonlama’ olarak adlandırılan, gri gölgeler barındıran çizimler, doğru kullanıldığı taktirde aynı etkiyi yaratabilir. “Okuldaki Sır” kitabını ele alırsak, korku unsurlarını anlatmak için bence gayet iyi bir seçim olduğu da ortada.
Queenie Chan Kimdir
1980 yılında Hong Kong’da doğan Queenie Chan, 6 yaşında ailesiyle birlikte Avustralya’ya taşınır. Çizim yapmaya 18 yaşında başlayan Chan, 2004 yılında, Los Angeles merkezli manga yayıncısı Tokyopop için “The Dreaming - Okuldaki Sır” adlı üç kitaplık gizem/korku serisini çizmeye başladı. Serinin en son kitabı 2007 yılında yayımlandı ve bugüne dek dünya genelinde yedi dile çevrildi. Bunun yanı sıra, New York Times’ın çok satanlar listesinde yer alan, yazar Dean Koontz’un ‘Garip Thomas’ roman serisine giriş niteliği taşıyan “Güvendiğimiz Garip Şeyler” adındaki tek ciltlik bir çizgi roman için işbirliğine girdi. Kitap yayınlandığı ilk haftada çizgi roman satış listelerinde birinci oldu ve aylarca üst sıralarda yer aldı.
Hayatında hiç sanat ve grafik tasarımı eğitimi almamış olan Chan, okulda ders olarak öğretilen çizim derslerinden kaçan, ödev olarak verilen işleri küçümseyen bir öğrenciydi. 18 yaşına geldiğinde yazdığı hikâyeleri resimlemek için manga çizmeye başladı. Asıl öncelikleri hep hikâye yaratma ve anlatım tekniğini geliştirmeye ayıran, Okuldaki Sır serisinde kullandığı detaylı çizimleri ve etkileyici öyküsüyle de büyük başarı yakaladı.


