İngiltere’nin Beatles’tan sonraki markası Beckham

David Robert Joseph Beckham, son yıllarda İngiliz futbolunun en önemli markası artık bu isim. Ne milyonlar harcanarak kırk yıl sonra şampiyon olan Chelsea, ne efsane teknik direktör Ferguson, ne de bir başkası… Geçtiğimiz Dünya Kupasından sonra takımdan ayrıldığını ve kaptanlığı bıraktığını göz yaşları içerisinde açıklayan Beckham, İngiliz Milli Takımının reklam gelirinin önemli ölçüde düşmesine sebep olmuştu. Gerek sponsorluk anlaşmaları, gerekse özel hayran kitlesi ile ismi “marka” olarak anılan Beckham, kendini bir ürün olarak pazarlama konusunda son derece başarılı bir kariyer çizmişti. Bundan birkaç yıl önce Beckham’ın yıllık maaş ve sponsorluk kazancı 30 milyon dolara varıyordu. Yani en pahalı transferler, gelirlerini bonservis, prim ve diğer başka yerlerden kazanırken, Beckham daha maça çıkmadan önce tıraş olduğu “jilet” ile para kazanıyordu.
Bu konuda kendisine gideceği yolu çizmiş kişi, hiç kuşkusuz eşi ve eski Spice Girls grubunun üyesi Victoria Beckham. Zira kendisiyle evlenene kadar, fizik kurallarına karşı koyduğu söylenen ortaları ve frikikleri ile anılan Beckham, bir süre sonra, her hafta değiştirdiği saç modeli, incelttiği kaşları, yaptığı reklam anlaşmaları ile konuşulur olmuştu.
MAGAZİN SPORU
David Beckham, İngiliz futbolunda George Best’ten sonra belki de bu kadar popstar ilgisi gören ilk isim. Hatta Best bile bu kadar ilgi görmemiş, kazancının önemli bölümünü reklamlardan veya sponsorlardan sağlamamıştı. O dönemde futbol için “endüstri” denmeye başlanmamıştı ve insanlar marifetli ayaklara daha çok dikkat ediyorlardı. Yanlış anlaşılmasın Beckham’ın futbolculuğuna itirazımız yok. Ancak Beckham, 5 yıllık 250 milyon dolara LA Galaxy MLS takımında oynamak üzere ABD’ye gittiğinde hatırlayacağımız gibi ortalık karışmıştı. Kimi gazeteler transferde Victoria Beckham’ın üyesi olduğu; Scientology tarikatını öne çıkarırken, kimileri Beckham’ın dakikada kazandığı parayı hesaplamıştı. İşin daha hazin tarafı ise, haberlerin hiçbirinin “spor” bölümünde yer almayıp; ya magazin, ya da ekonomi sayfasında yer bulmasıydı.

Beckham’ın İngiltere’den yola çıkıp İspanya üzerinden olsa da ABD’ye geçmesi, bize bir başka İngiliz’i The Beatles grubunu hatırlatıyor aslında. Zira The Beatles grubu İngiltere’nin Liverpool şehrinde kurulduktan sonra müzik tarihinde önemli bir etki yaratmış ve Fab Four (aşmış dörtlü) olarak anılmışlardı. Kariyerleri her geçen gün daha da iyiye giderken grup üyeleri ABD’ye yerleşmiş ve müzik hayatlarına orada devam etmişlerdi. Zaten müzik tarihinde, The Beatles’ın bir özelliği de İngiltere’den çıkıp, ABD’de de başarılı olan ve oraya yerleşen grup olması! Diğer efsane gruplar kendi ülkelerinde yaşarlarken, The Beatles ABD’yi seçerek yarattıkları fenomeni daha da yaygınlaştırmayı bilmişti aslında.
Peki bir müzik grubu ile, bir futbolcu neden mukayese etme gereği duyarız? Çünkü ikisi de kendi alanları haricinde önemli bir marka olarak anılıyor ve asıl alanları haricinde pek çok ortak noktaları var.
Örneğin The Beatles, Rusya ve Japonya gibi ülkelerde tarihi konserlere imza attıktan sonra, Asyalı hayranlarının sayısını arttırırken, artık albümlerinin bu ülkeler için özel baskıları yapılmaya başlanmıştı.
2002 Dünya kupasında Uzakdoğulular tarafından “en beğenilen futbolcu” olan Beckham ise bağlı bulunduğu futbol kulüplerinin Uzakdoğu pazarındaki önemli reklam kozu olmuştu. Real Madrid ilk defa hazırlık kampını Japonya’da yapmış ve daha transferi sırasında satış rekoru kırdığı 23 numaralı Beckham formalarından, Japon hayranları sayesinde, kulübün beklediği satış rakamlarını aşmıştı.
HEPSİNİN SAÇI TREND
The Beatles üyelerinin etkisi ile tüm dünyada Beatlemania adı verilen saç modelinden giyime, müzikten konuşma şekillerine kadar pek çok insanı etkileyen bir moda akımı başlamıştı. Günümüzde ise Dünya Kupasından sonra baktığımız zaman Beckham da hemşehrileri gibi, giyim, saç modeli, yaşam tarzı olarak neredeyse bir Bechamania yaratmıştı. Victora Beckham’ın tasarladığı kendine ait bir kreasyonu da olan David Beckham, giyimi haricinde vücudundaki dövmelerle de insanlara model olabiliyor.




The Beatles 1960’lardaki gençlik akımının sembolü olması sebebiyle, kültür tarihi yazarlarının, sosyologların önemli bir ikonu olarak ele alınırken, günümüz gençliğinin de sembollerinden birisi de şüphesiz Beckham olarak değerlendiriliyor. Bilhassa geçtiğimiz senelerde sıkça karşımıza çıkan “metroseksüellik” kavramına dair her yazıda Beckham’ın adının geçmesi şaşırtıcı olmasa gerek.
Elbette Beckham, ABD’ye giden ilk futbolcu değil, daha önce Pele, Beckenbauer, George Best ve Bobby Moore da kariyerlerine ABD’de devam etmiş isimler. Ama hiçbiri transfer olduğu ABD’de attığı son imzada bu kadar para kazanmadı ve hiçbirisi için “reklam gelirinde bağımsız olacak” maddesi yoktu. Olay transfer sonrası dönemin Real Madrid teknik direktörü Fabio Capello, Beckham’ı sezon sonuna kadar kadrodışı tutacağını açıkça söyleyerek, tepkisini dile getirmişti. Kadere bakın ki, bugün İngiltere milli takımının başında yine Capello var. O zaman Beckham, “reklamın iyisi kötüsü olmaz” tepkisi verirken şimdi, milli taımın kampında en çok çalışan isimlerin başında geliyormuş.


Amerika’da artık neler olduysa Beckham futbolu yeniden hatırlamış gibi görünüyor. Bunun sebepleri arasında Christiano Ronaldo’nun kendisi gibi Manchester United’dan Real Madrid’e rekor bir ücretle transfer olması ve yığınla reklam anlaşması imsalaması var mıdır bilinmez ama, senenin başında Milan’da kiralık olarak forma giymiş ve bu vesile ile Milli Takım’a geri dönmesi başta İngiltere’yi akabinde futbol severleri mutlu etmeye yetti. La Galaxy’ye tekrar döndüğünde hem Galaxy taraftarının tepkisine maruz kalmış, hem de futbolun Avrupa’da daha “şık” oynandığını hatırlamıştı Beckham. Bunun için en “şık” ülkeyi seçmiş ki tekrar İtalya’ya “San Ziro”ya geri döndü. Her ne kadar uzamış sakalları eski metroseksüel imajından uzaksa da 2010 Dünya Kupası’nda İngiltere’nin başında kaptan olarak görev almak için imajı bile umursamıyor gibi görünüyor Beckham. Artık 5 yıllık Galaxy sözleşmesinde Mİlan’a arada sırada gidebilir maddesi de var mı veya Amerikalıları Milan’ın bir reklam şirketi olduğuna mı inandırdı onu da bilemeyiz.
BECKHAM’I SEVMEK
Avrupa kupası elemelerinde Türkiye ile Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nda, tribünlerden açılan “Beckham’ı seviyoruz, ama Victoria Beckham’ı” olarak Türkçeleştirebileceğimiz pankart ülkemizdeki Beckham’a dair hisleri ortaya koyuyordu aslında. Amerika’da da basının yaptığı araştırmaya göre, ABD halkı Victoria’yı daha çok tanıyor ve seviyormuş. Hattâ zamanında transferde etkili olduğu dedikoduları yayılan Scientology tarikatına üye olan Victoria’nın hatrına mı yapılmıştı bilmiyoruz ama şurası kesin ki İtalya’ya geri dönmesinde onun Katolik olmasının çok etkisi yok, daha çok futbol aşkı var. Müzik tarihinde Beatles ile diğer ingiliz grupları mukayese edilirken, ABD’de yakaladıkları veya yakalayamadıkları başarılar göz önünde bulundurulur. Durum gösteriyor ki, Beckham ABD’de Beatles kadar başarılı olmuş değil, en azından 2007’den beri yeni imzaladığı reklam anlaşmalarının sayısı azaldığı için. Ancak yüzyılın önemli İngiliz markaları arasında olduğu da bir gerçek. Bunu şimdi de İtalyan stiliyle birleştirip, yeni bir ürünle karşımıza çıkarsa hiç şaşırmamalıyız. Ama şu da bir gerçek ki, Güney Afrika’da düzenlenecek 2010 Dünya Kupası’nda Beckham yine “şık” birkaç hareket yapıp, her zaman futboluyla anılması gereken bir isim olduğunu da gösterecektir.