Chagall “Illustrator”

Dünya resminin büyük ustalarından Marc Chagall yeniden Türkiye’de. Yeniden Türkiye’de diyoruz çünkü, Rusya’dan Fransa’ya İstanbul üzerinden geçen ve bir süre Büyük Ada’da yaşayan Chagall, Kudüs İsrail Müzesi ve Pera Müzesi’nin ortak çalışmaları sonrasında, özel bir koleksiyonla İstanbul’da.

Küratörlüğünü Meira Perry-Lehmann’ın yaptığı “Chagall: Yaşam ve Aşk” başlıklı sergide, sanatçının Kudüs İsrail Müzesi’ndeki baskı, desen ve resim koleksiyonundan 160 eser yer alıyor. Çizimleri, illüstrasyonları, desenleri, baskılarıyla büyük usta Chagall’a bir nevi başlangıç yapma olanağı sunan sergi Chagall’daki yaşama arzusunu ön planda tutuyor.

Rusya’nın Vitebsk şehrinde, Rus Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak 1887’de doğan ve 1937’de Fransız uyruğuna geçip bir Fransız olarak hayata veda eden Chagall’ın özel yaşamını, inançlarını, eserlerindeki şiirselliği ve yaşama sevincini anlatan “Chagall: Aşk ve Yaşam” sergisi 23 Ekim’de Pera Müzesi‘nde açıldı ve 24 Ocak 2010 tarihine kadar gezilebilecek.

HER YÖNÜYLE CHAGALL

Chagall’ın kendi yaşamını ve ilk eşi Bella ile aşklarını konu alan desenlerinin yanı sıra, Kutsal Kitap, La Fontaine Masalları ve Gogol’ün “Ölü Canlar”ı gibi dini ve edebi yapıt resimlemelerinin bir araya geldiği sergide, Chagall’ın renkli hayal dünyasını vurgulayan bir seçki sunuluyor.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol’un da ifadesiyle “gezici olmayıp, Pera Müzesi için özel düzenlenen bu sergide sanatçının çok yönlü ve illüstratör kimliği üzerinde duruluyor.”

Ağırlıklı olarak Chagall’ın illüstratif yönünün ön planda olduğu sergi, Yaşamım, Bella Chagall’ın Kitapları, Portreler, Chagall ve Sevgililer Teması, Kutsal Kitap İllüstrasyonları, La Fontaine Masalları ve Ölü Canlar başlıklarından oluşan toplam yedi kısımdan oluşuyor.

Bir ressamın otobiyografisi, “Yaşamım”

Chagall’ın öz yaşamöyküsünü anlattığı, “Yaşamım” adını taşıyan otobiyografisini 1921-22 yılları arasında otuz beş yaşındayken Moskova’da kaleme alır. Sanatçı bununla ilgili desenlerinde ise tamamen doğduğu köy Vietbsk’i, oradaki günleri, köklerini ve geçmişini anlatır. Kendi portreleri. doğumu, çocukken yaşadığı olaylara dair aklında kalan sahnelerin betimlendiği bölümde çocukluk yıllarını ve köyünü masalsı bir dille anlatır.

Bir aşk öyküsü “İlk Karşılaşma”

1909’da Vitebsk’te tanışan Marc Chagall ve Bella 1915’te evlenirler. 2 Eylül 1944’te hayata veda eden Chagall’ın büyük aşkı ve ilk eşi Bella Chagall iki kitap kaleme almış ve bunların resimlemesini ise yine Chagall yapmıştır.

Yanan Işıklar adını taşıyan ilk kitapta, Bella Chagall çocukluk anılarını, Yahudi şenlik ve bayramları eşliğinde anlatırken aslında Chagall’ın da otobiyografisinin resimlenmesinin devamı sağlar. Zira köklerine ve geleneğine son derece bağlı olan Marc Chagall, Yanan Işıklar kitabının desenleri ile kendi kültüründe bulunan unsurları, hatıraları yeniden ele almıştır.

Bella Chagall’ın ikinci kitabı İlk Karşılaşma ise, çiftin ilk tanıştıkları anı ve aralarında doğan aşkı betimliyor. Kitaba desenleriyle eşlik eden Marc Chagall’ın bu kitap için yaptığı çizimler ise ilerideki başyapıtlarının ilk işaretlerini vermektedir aslında. Birbirine sarılarak nehirlerin üzerinden uçan kadın ve erkek, mutlulukla öten horoz ve daha birçok desen ileride en belirgin Chagall ürünleri olarak karşımıza çıkacaktır.

Uçan “Sevgililer”

Serginin küratörü Meira Perry-Lehmann’ın sıklıkla üzerinde durduğu Chagall’daki “yaşama sevinci” her fırsatta kendisini gösterirken, sevgililer tema’sında bu durum daha da ayrı bir boyut kazanır. Erken dönem resimlerinden itibaren kullandığı tema, eşi Bella’ya duyduğu sevgi ile beraber iyice belirginleşir ve çiftin coşkusunun ifadesi olarak uçma motifi ile olanca gücüyle kendisini gösterir. Chagall’da sadece âşık çiftler değil, eşekler, kemancılar, köylüler de yaşama sevinci dolayısıyla uçar.

Kitap İllüstrasyonları

Kudüs İsrail Müzesi’nin Pera Müzesi için özel olarak düzenlediği sergide yer alan kitap illüstrasyonları ise, Chagall’deki illüstratif yönü daha da öne çıkarıyor. Fransız Vollard yayınevinin sanatçıya verdiği siparişler sırasıyla Gogol’ün ‘Ölü Canlar’ı, La Fontaine Masalları ve Kutsal Kitap’ta geçen olayların anlatılmasıdır. “Çocukluğumdan başlayarak Kutsal Kitap’ın büyüsüne kapıldım” diyen Chagall, hem kitapta yer alan tasvirleri hem de Yahudi kültürüne ait öğeleri çizer. La Fontaine Masalları’nda ise Rus çiftçi yaşamına dayanan derin kökleri; insanlara ve özellikle hayvanlara olan büyük sevgisi ile Chagall, içindeki coşkuyu dile getirecek kusursuz bir metin elde etmenin sevgisiyle birçok illüstrasyona imza atar. Gogol’ün Ölü Canlar’ında ise sanatçının yine çok yakından tanıdığı Rus köylüsünü anlatma, yaşayışını aktarmıştır. Çizimleri daha çok öyküye eşlik

BU KEZ SANAT GALİP GELDİ

Müze yetkilileri, daha önce getirilmesi planlanıp ertelenmek zorunda kalan, ancak bu kez açılan Chagall Sergisi ile ilgili olarak şunları söylüyor:

Chagall sergisini aslında, Ocak dönemi için planlanıyordu. Ancak Gazze meselesi ortaya çıkmıştı o dönemde. Bu kez de diplomatik birtakım meseleler var iki ülke yönetimin arasında, ama bu sergiyi ertelemeyi gerektirecek bir durum değil. Açıkçası müzelerin, küratörlerin, sanatçıların  bu tip meselelerde çok da fazla müdahale şansı yok. Gazze’deki olaylarda Kudüs İsrail Müzesi’nin ne kadar sorumluluğu vardı, hiç. Ancak o sırada toplumdaki duyarlılık üzerine Pera Müzesi ve Kudüs İsrail Müzesi birlikte sergiyi erteleme kararı aldık.

Chagall Rus Yahudisi, 1937’de ise artık Fransız vatandaşlığını alıyor. Rus doğup Fransız ölmüş birisi. Ancak köklü bir Yahudi geleneğini benimsemiş bir insan. Onlardan biri gibi değil, tamamen onlardan birisi. Yaşamım bölümündeki desenlere baktığımızda adeta Damdaki Kemancı filminin storyboard’u gibidir. Filmden alınan karelerdir hattâ. Çünkü babası onlardan birisi. Bolşevik devrimini görmüş, I. Dünya Savaşı’nı görmüş, Holokost’u görmüş, II. Dünya Savaşı’nı görmüş hattâ soykırımı ve soykırıma yakın trajedileri kendi hayatında da yaşamış bir insan. Öyle bir karamsar bir tablodan bahsetmemize rağmen, Chagall yine de kendini renklere vermiş, çizdiği kadınları, adamları havalarda uçurmuş, rengârenk horozlar çizmiş, içindeki yaşam enerjisini bu kadar zirveye çıkarmış bir insandır. Chagall’ın kendisi, bu kadar olaylardan sonra işine devam etmişse, o zaman bize düşen ne kadar kriz olsa da onun sergiyi açmak olacaktı.

Müzeler de, açtıkları bu tür sergilerle aslında, farklı kültürlerin ipuçlarını sanat üzerinden vererek politikacıların yapamayacağı bir uzlaşma ortamı sağlarlar. Dolayısıyla Pera Müzesi böyle bir sergiyi açarak, eğer ki böyle bir mesele var ise, birbirimizi daha iyi anlamamız gerektiğini ifade ediyor. Sanat yoluyla daha iyi anlayabilir toplumlar. İlk olaylarda toplumsal duyarlılığı dikkate alarak, ortak bir kararla sergiyi ertelemiştik. Ancak bu seferki kriz, bir yere düzenlenen bir operasyondan ziyade, iki tarafın siyasetçilerinin arasındaki birtakım tavır ve iletişim sorunuyla alakalı bir şey. Daha diplomatik bir durum, bir önceki gibi askeri boyutta değil. Dolayısıyla Chagall’ın yaşamıyla verdiği mesajı biz de eserleriyle vermek istiyoruz. Sonuçta bu kez sanat galip geldi.

Notes

  1. oynakbeyi posted this