ELVEDA KIZIL YILDIZ, ÇOK YAŞA starbucks

Komünist rejim yıkılalı epey zaman geçtiğinin farkındayım. Kafasındaki lekenin gerçekten mürekkep mi, yoksa doğum lekesi mi olduğuna hâlâ çoğumuzun kanaat getiremediği Gorbaçov’dan bugün Çar gibi değelendirilen Putin dönemine kadar da epey şeyler yaşandı Rusya’da ve başkent Moskova’da. Sözkonusu meseleleri anlatmanın ne yeri ne de zamanı. Zira ucu “Türk erkeği”nin “Rus kadını”nı nasıl değerlendirdiğine kadar gidebilecek uzun bir tartışma konusudur detaylarda yatan. Yahut, birdönemin kozmonotları, mühendisleri gerçekten “Rus pazarı” denen semt pazarlarından bozma, Rus mallarının satıldığı tezgahlarda görev almışlar mıdır, bunu da şehir efsaneleri sayfasına not etmek gerek.

Yakın tarihte yaptığım kısa bir Moskova ziyareti sonrası, özellikle belli bir kuşağa kadar efsanevî ülkenin ve şehrin atmosferinin küçük bir değerlendirmesini yapma ihtiyacı hissettiğimi söylemeliyim. Memleketimizde kalabalık bir nüfusun Komünist ve Rus’u “öcü” olarak gördüğü günlerde, dünyayı kurtaracak hareketin başlangıç yeri olarak Rusya, özellikle de Moskova’yı görenler aslında aynı kuşağa mensuptular. Sözkonusu kuşak, bugün Rusya’ya gitse, neler düşünür aslında tam olarak bilemiyorum. Ancak Stalin Baroku olarak adlandırılan 7 yüksek kuleli binanın bugün farklı amaçlarla kullanılmaya devam etse de eski heybetinden uzak olduğunu veya Kızılmeydan’ın, Ramazan şenlikleri sırasında bir garip hale bürünen Sultanahmet Meydanı gibi yapay bir turizm merkezine dönüştürüldüğünü kim görse üzülür gibime geliyor.

Ankara’nın geniş yüzölçümlüsü, İstanbul’un ovaya yerleştirilmiş olanı olarak fiziki özelliklerini bir çırpıda tanımlayabileceğim Moskova’da her ne kadar dillere destan “güzel kadınlar” milyonlarca adet olarak çevrenizden geçiyor olsa da, bir süre sonra bunu pek hissetmiyorsunuz. Buna duyarsızlaşma da diyebiliriz elbette ama, belli bir yaşın üzerindekilerin (Komünist sistemi yaşayıp yeni  hayata adapte olmaya çalışanlar) yüzü pek gülmüyor. Dolayısıyla sözünü ettiğimiz güzellik, iklime uygun olarak soğuk kalıyor. Oradan oraya kendi ritmlerinde koşturuyorlar. Kendi ritmlerinde, çünkü Rusya’da da işler biraz yavaş yürüyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği, “Doğu beklemenin yeridir,” cümlesi, Rusya’yı da kapsayacak bir boyutta diye düşünüyor insan. Güler yüzlü olanlar veya şehrin canlı kesimi diyebileceğimiz insanlar, henüz 18’inde olan veya yaklaşan gençler. Ağırlıklı olarak heavy metal gruplarının tişörtleriyle dolaşıp, punk stilleriyle yeni Amerikan tarzına adapte oluyorlar. Heavy metal modasına dahil olmayanlar ise, Britney Spears’ın daha güzeli olarak arz-ı endam ediyorlar. Boşuna heyecanlanmayın hip-hop’çular henüz orada yoklar. Şehri bir çember içine alan 7 Stalin Baroku binasının tepesindeki veya Komünist rejimden kalan pek çok yapıda karşınıza çıkan “Kızılyıldız”lar eski birer ata yadigarı gibi duruyorlar. Zira yeni nesil kendine yıldız olarak “Starbucks”ı seçmiş gibi görünüyor. İşin kötüsü sadece bununla da sınırlı değil yaşanılan sıradışı değişim! En turistik mekanında bile İngilizce bilen insan sayısının bir elin, iki parmağını ancak oluşturduğu Moskova’da yeni hayat video klipler veya Hollywood etkisiyle, Kiril alfabeli altyazıyla geliyor aslında.

(şehirde gördüğüm tek Sovyet dönemi araç, bu şekilde hareket ediyordu)

Zira bilhassa “Özal dönemi”nde hepimizin tanıklık ettiği manzaraları tekrar yaşamak için en ideal mekan Moskova gibi görünüyor. Bir dönem yabancı konukları kılıç kalkanla havaalanında ağırlayan memleketimize benzer bir şekilde, özel resepsiyon düzenlenen restoranlarda Rus balerinleri veya akrobatları görebiliyorsunuz. Tabi aynı kitsch beğeni, şehrin envai noktasında karşımıza çıkabiliyor. Bilhassa İstanbul’un belirli mevkilerinde gördüğümüz kadınların giydiği yanları 2 cm çaplı halkalarla tepeden tırnağa havalandırılmak suretiyle ferahlığa kavuşmuş blue jean modellerini herkeste görebilme ihtimalinizin sözkonusu olduğu bir yer Moskova. Çalışan için zor, gezmeye gelenin hayran kaldığı Moskova’da pahalılığa herkesin tanıklık ettiği kadar, alışveriş merkezleri, eğlence merkezleri tıpkı memleketimizdeki gibi sıkış tepiş. 

Heykelinden ağacına, eski binasından yeni yapısına kadar her şeyin yüzlerce metre yüksekliğe ulaştığı “göksel” şehir Moskova’nın ve genel olarak Rusya’nın bazı şeyleri atlatabilmesi için, epey bir zamana ve onların da dediği gibi gerçekten Putin gibi bir “Çar”a ihtiyaçları var.

Şayet bir gün yolunuz düşerse, bazı tanıklıklarınızı daha iyi anlayabilmeniz için, söz konusu kitaplara bir göz atmakta fayda var. İki toplu konut görüntüsü, söz konusu iki kitabı anlatıyor gibiydi!

Sovyet Yüzyılı

Bugünkü Rusya

Notes

  1. oynakbeyi posted this