APAÇİ MÜZİĞİ ve AKP BENZERLİĞİ

Aylardır, aklımda olan meselelerin başında geliyor AKP ile APAÇİ MÜZİĞİ arasındaki benzerlikler. Bundan birkaç gün önce “saykodelikdeşik”in yaptığı alıntı ve kısa bir süre önce tesadüf ettiğim bir sahne üzerine Oynakbeyi sosyologluğuyla olaya yaklaşmak farz oldu dedim… Sözünü edeceğim unsurlara mümkün olduğunca dışarıdan bakmaya çalıştığımı ve özellikle birilerini kastetmediğimi belirtmek isterim…

Sabah bankamatikten para çekmek için girmiş olduğum sırada, bütün medeniyetimle beklerken sıraya benden sonra dahil olup evvelâ yanıma, akabinde bir adım önüme geçen “amca”ya durumu hissettirir şekilde bakıp “sana kaptırmam babalık” diye mesajımı yolluyordum. Olay anında arkamızdaki işlek caddeden -digilin digilin diri diri dit dit / digilin digilin diri diri dit dit- şeklindeki oynak ve kıvrak melodisiyle bütün caddeyi hareketlendiren meşhur şarkının çalındığı bir otomobil geçiyordu ve evinde yüzde yüz robdöşambr ile oturduğuna iddiaya gireceğim, sırada önüme kaynama mücadelesine giren amca, sadece kafasını çevirip normal işine (sırada yerimi işgal etme) geri döndü. Arkamdaki orta yaşlı iki kadın ise “ay şekerim her yerde de bu şarkı çalıyor, bıktım” diyerek isyanlarını dile getiriyorlardı. Tam bu sırada “evde muhtemelen fularlı/robdöşambrlı” amcanın telefonu çalmaya bayladı ve bilin bakalım melodisi neydi?.. İsteyerek ve istemeyerek kulak kabarttığım telefon konuşmasında karşısındaki “üstadı” ile son listeleri ve “sayın Başbakan”ın yaptığı açıklamalardaki doğruluğu onaylıyor ve seçimin galibinin şimdiden kim olacağını gururla dile getiriyordu… “Bizimkiler” diye kastettiği tahminimce AKP idi…

Şimdi süreci bir hatırlayalım… AKP ilk ortaya çıktığı 2001 yılında, eski partilerden gelen tabanına rağmen birileri önemsemeyip diğerleri çoktan sempatisini dile getirmiş ve hiç ummadığımız insanlar AKP’nin bizzat içinde yer almış ve hattâ bayrak taşıyıcısı olmuşlardı.

Apaçi Müziği dediğimiz şarkının (ki hâlâ orijinal adını bilmiyorum) ilk aylarını hatırlayacak olursak, birileri çoktan telefon melodisi yapmışken diğerleri bu çalan ne yahu herkesin telefonunda demeye başlamıştı. Çünkü farkında olmadan bütün yurt sathına yayılmıştı müzik (ege ve akdeniz halkının melodilerini de incelemek gerekebilir aslında).

AKP’nin ikinci dönemi diyeceğimiz 2004 yerel seçimlerinden sonra ve bilhassa 2007 seçimlerine doğru, garip bir medya pompalaması başlamıştı. Halkın bir kısmı “tehlikenin farkındayız” şeklinde isyan edip sesini duyurmaya çalışır ve ters giden şeylerin altını çizmeye çalışırken, başta “yandaş” akabinde milyon tirajlı medya sakin sakin “istikrar” adına AKP’nin devam etmesi gerektiğini, ülke için hayırlısının bu olacağını dile getirmeye başlamışlardı. Deyim yerindeyse seçim öncesi dozunda bir manüpilasyonla kararsızların da oylarına yön vermişler ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmuştular. Bu dönemden sonra entelektüel kimliğiyle tanıdığımız birçok insan, yazılarında, televizyon programlarında hattâ kitaplarında istikbaldeki başarıları ele almışlardı.

Apaçi Müziği de önce “varoş la bu”, “maholar işte” diyerek Amerika görmüş insanlar tarafından eleştirilir ve hattâ hor görülürken Amerika görmüş insanların, sosyal medyada yer alan kitlenin, dahası geleceğin elit aydını diyebileceğimiz bugünün sadece eliti olan kişilerin, şarkıyla olan asıl ve gerçek ilişkisi ise, yine bu kitlenin beğenerek takip ettiği televizyon programlarından sonra gerçekleşmiş ve birden bir sempatiyle konuya yaklaşır olmuşlardı. Demek istediğim, sert eleştirinin yerini “eğlenceliymiş”, “yahu o kadar da kötü değil…” nitelemeleriyle ilk zamanlardaki katı tutumları ortadan kalkmış, görmezden gelmek yerine biraz daha sakin bakar olmuşlardı.

Tam bu sırada, kendini üç alanda Kral ilan etmiş Okan Bayülgen krallıklarından birinde, adeta sosyolojik bir incelemeymiş gibi özel bir bölüm açmış ve konuyu masaya yatırmıştı. Ama kuvvetle muhtemel “ekşi sözlük” yazarlarına yazdırılmış program metninde Kızılderili kabilesinden girilip, bugün İstanbul’un kenar mahalleleri olarak adlandırılan, göçle oluşmuş, eskinin gecekondu semtlerinde yaşayan gençler ve onların dinlediği müzik olarak belirtilmişti. Konuya örnek olarak aslında tiyatrocu olan ve oyunlarında “Apaçi Dansı”nı kullanıp gişe rekorları kıran bir tiyatro ekibinin üyelerini çağırarak manipülasyonun kralını yapmıştı.

Ama iş sadece Okan Bayülgen’le kalmıyor tabi ki, birçok dizide, yeni çekilmiş ikinci sınıf sinema filmlerinde ve eğlence programlarında “Apaçi Müziği” yüzlerce kere izletilmişti. Bunun bir aşama sonrasında, Amerika görmüşlerin “maho”, “varoş” diyerek kategorize ettiği bu insanların meğerse tiyatrocu olmaları, olayın farkında olmayanları tam zayıf karnından vurmuş ve birdenbire onların da telefon melodisi oluvarmişti Apaçi Müziği.

Tam bu dönemde de youtube isimli video paylaşım sitesinde Amerika’da, Avustralya’da, New York’ta, Londra’da, Eifel Kulesi’nin altında… çeşitli festivallerde veya halka açık yerlerde Apaçi Müziği’ni çalarak dans eden gençler; hemen yanlarındaki Amerikalıya “Apaçi Müziği seviyoruz” dedirtmiş ve işin aslında ne kadar elit olduğunu belirtmişti… üstelik bunu İngilizce ve Türkçe olarak dile getirmiş ve ana fikri şöyle özetlemişti: “Biz Apaçi Müziğini seviyoruz, amacımız dalga geçmek değil, birileriyle alay etmek değil, biz bu müziği ve dansı gerçekten seviyoruz.” Bu manifestobir kere daha gösteriyordu ki, birkaç ay önce alay edilen varoş çocuklarının müziği ve dansı uluslararası arenada sahnelenmiş ve bütün özgünlüğüyle takdir toplamıştı…

Tıpkı AKP’nin icraatlarını değerlendirip diğer siyasi partilerin icraatsızlıklarıyla mukayese ederek AKP’nin harikalar yarattığını söyleyenlerin artık her kanalda, gazetede ve muhitte karşımıza çıkması gibi bir şeydi bu. Daha dün arkadaşına “İstinye Park’ta bile türbanlılar var ayol,” diyen insanlar çocuklarının okuduğu kolejlerdeki velilerin %50’sinden fazlasının türbanlı olmasına şaşırmayıp, Abdullah Gül’ü George Clooney’e benzetiyor, başta Gül olmak üzere AKP’li nice vekilin Twitter kullanmasını da taktir etmekter geri kalmıyordu.

Şarkıyı ezbere bilmeyip, telefonuna melodi yapmayıp, eşiyle dostuyla sohbet ettiği zaman, “şarkı aslında güzel bir dans ve elektronik trans şarkısı, yani ben şarkı olarak beğeniyorum, ama işte anla…” sözleriyle durumu niteleyenler referandumda da “yetmez ama evet” diyenlere benzemiyor muydu? Öyle ki aynı kitle, yaklaşan seçimlerden önce “oy verilecek başka kim var ki, zaten onlar gelecek yeniden başa,” diyerek fikrini de beyan etmiş oluyor…

Tam bu sıralarda AKP’nin kullanımı Ak Parti, AKaPe gibi farklı adlandırılmalarla ele alınmış Adalet ve Kalkınma Partisi olan adı tamamen gözardı edilmiş, hattâ kuruluş sırasında Muhafazakâr olan anlayış “Merkez Sağ”a kaymış ve gerçek kimliğini bulmuştu. Bir yıl içerisinde Apaçi Müziği de Apaçi Marşı adını almış ve bilinmeyen asıl ismini daha da unutturmuşken, artık yeni insanlar tarafından fütursuzca paylaşım hızı artırılmıştı. Aynı yıl çoktan halka inerek Facebook’tan “FEYS”e evrilen Zuckerberg dehası aracılığıyla düğünlerimizde bile kullanıldığını görüyorduk.

Öyle ki on yıl evvel seyrek rastladığımız türban, hâlâ yüzölçümünü doğru hesaplayamadığımız kamusal alana girmiş, Apaçi Müziği de artık geleneksel Türk düğünlerinde ya pasta kesimi sırasında, ya helezon halay esnasında, ya da “gençler hele bir oynasın,” cümlesinin kurulduğu sırada çılgınlar gibi çalınmıştı. Bu satırların yazarı, bu olaylara bizzat şahit olduğu kadar geleneksel ve kadim enstrüman elektronik bağalama ile cover’ına da tesadüf etmiştir…

Sokakta kime sorsanız şikayetçi olduğu, hattâ nefret edip karşı durduğu ancak oy oranına bakıldığında gerçekten de her iki kişiden birinin oy verdiği AKP başarısı, Apaçi Müziği’nde de karşımıza çıkmış ve her iki kişiden birinin telefon melodisi olmuş, dahası önceden “halk tarafından” kullanılan melodiler önce televizyon programında yaygınlık kazanıp oradan cep telefonlarına transfer olurken, bu kez durum tam tersine dönmüş ve Apaçi Müziği önce telefonlarda egemenlik kurup akabinde her televizyon programında kullanılır olmuştu.

AKP ile Apaçi Müziği’nin bu kadar benzer bir kadere sahip olması elbette bir tesadüften öteye bir şey değil, ancak ola ki ileriki yıllarda birileri bu yıllara dair bir belgesel yaparsa (örneğin Can Dündar) AKP’nin son yıllarını aktarırken fonda Apaçi Müziği’ni kullanırsa iki resim daha iyi örtüşecektir gibime geliyor.

Notes

  1. filtrelebeni reblogged this from oynakbeyi
  2. asetaldehit reblogged this from oynakbeyi
  3. farkettim reblogged this from oynakbeyi
  4. durduramiyorum reblogged this from oynakbeyi
  5. temcitpilavi reblogged this from oynakbeyi
  6. oynakbeyi posted this