OKUMAKTAN KEYİF ALACAĞIM ROMANLAR YAZIYORUM

Fransa’nın en çok satan yazarlarından birisi Guillaume Musso. Genç yaşına rağmen milyonların okuduğu ve onlarca dile çevrilen yazarın, Doğan Kitap tarafından yayımlanan yeni romanı Kâğıt Kız geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini aldı. Maceradan aşk romanına, yol hikâyesinden polisiyeye, hattâ yer yer fantastik romana bile uğrayan Kâğıt Kız, tüm dünyada çok satan bir yazarın hikâyesini anlatıyor. Milyonlarca okuru olan Tom, medyatik bir aşk hikâyesinin sona ermesi yüzünden dehresyona girer ve artık yazamaz olur. Tüm dünyadaki okurlarınca serinin son kitabı merakla beklenen Tom artık yazmayı bırakma noktasına gelir. Ancak bir gece verandasına gelen çıplak bir kadın, kitabını tamamlaması gerektiğini söyler, yoksa kadın ölecektir. Bunun bir şaka olduğunu sanan Tom, kadının romanındaki kahramanı Billie olduğunu öğrenince kendini romanlarındakinden bile sıradışı bir maceranın içinde bulur. Guillaume Musso, romanı ve kendisi ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

—OYNAKBEYi—

  • Tıpkı kahramanınız Tom gibi çok satan bir yazarsınız. Milyonlar tarafından okunmak nasıl bir his?

Tom depresif ve başarının altında ezilmiş biri, bu durum benim için  geçerli değil. Aksine, bu kadar çok okura sahip olduğum ve yazma tutkumu tam zamanlı olarak yapabildiğim için kendimi şanslı görüyorum. Her yıl çok sayıda ülkeden okurlarımdan binlerce mesaj alıyorum ve bu da bir baskı yaratıyor mutlaka. Her yeni kitabım çıkmadan önce hala bir tedirginlik yaşıyorum! Ancak bu aynı zamanda benim için itici bir güç ve büyük bir mutluluk kaynağı. Bu yüzden çok mutluyum, yazdıklarınızın milyonlarca insan tarafından okunmasından daha güzel ne olabilir ki…

  • Kağıt Kız’daki yazar Tom medyatik bir aşkın sona ermesinin ardından büyük bir depresyona ve yazamama durumuna düşüyor. Sizde hiç oldu mu böyle bir şey?

Herkes gibi, ben de aşk acısı yaşadım elbette. Hatta bunlar bazı romanlarıma esin kaynağı bile oldu. Sonuçta yazar bütün tecrübelerinden beslenen bir sünger gibidir. Ancak şansıma aşk acısı  yüzünden yazmakta zorluk çekmedim. Yazamama korkum yok, benim problemim aslında tam tersi: Çok fazla fikrim var. Üretmeyi seviyorum. Yazmayı seviyorum. Kurmayı da seviyorum. Daha çok, yaratmaya çalıştığım hikâyenin beni yok etme tehlikesi konusunda zorluk yaşıyorum. Yazarken yarattığım karakterlerin yaşadığı acıların etkisinde kalıp, kendi yaşantıma devam etmeyi unutabiliyorum. Kitaplarımın etkisinde kalıyorum.

BEN KULAKTAN KULAĞA YAYILDIM

  • Romanın giriş bölümünde, medyanın ve insanların çok satan yazarların hayatıyla yakından ilgilenmesini eleştiriyorsunuz. Tom’u olumsuz etkileyen bu durum sizde nasıl bir his yaratıyor?

Kazandığım başarıyı okurlarımın kulaktan kulağa tavsiyesine borçluyum. Bütün okurlarım bunu yapıyor, bir kitabımı okulan daha sonra diğer kitaplarımı okuyor ve bütün çevresine benim kitaplarımı överek onların da okumasını sağlıyor. Zincirleme bir reaksiyon yaratıyor bu durum, ama onlar hikâyelerimi ve yarattığım  karakterleri seviyorlar ve bunlarla, özel hayatımdan daha çok ilgileniyorlar. Bu nedenle basından gelen özel hayatıma yönelik bu tür taleplere herhangi bir karşılık vermiyorum.  Benim için önemli olan kitaplarım, onun için Tom’un düştüğü duruma düşmekten kurtuluyorum.

  • Kağıt Kız içinde birçok türü barındıran bir roman ve bir sonraki sayfası tahmin edilemiyor… Aşk, macera, polisiye, yol hikâyesi hattâ gerilim unsurları bile barındırıyor. Siz türünü ne olarak söylersiniz?

Romanlarım gerçekten de çeşitli türlerin tam da ortasında yer alıyor: macera, aşk hikâyesi ve yer yer fantastik denebilecek unsurlar barındırıyor… Bu aslında benim eklektik tatlardan hoşlanmamın bir yansıması ve hikâyelerimi anlatırken bana büyük bir özgürlük veriyor. Bu özgürlük, bu keyif ve bu istek  ciddi ve hafif temaları bir metin içerisinde aynı anda kullanabilmemi sağlıyor. Her zaman okumaktan keyif alacağım romanlar yazmaya çalışıyorum ve farklı türleri beğenen bir insanım, haliyle saydığınız bütün unsurları barındıran romanlar ortaya çıkıyor. Bu durumu değerlendirdiğim zaman da, sonucundan çok mutluyum.

  • Tüm bunların üstünde aslında olağanüstü bir “arkadaşlık” hikâyesi var kitabınızda.

Çok haklısınız. Tom’un en yakın arkadaşı Milo karakterini yaratırken, kendi hayatımda asla karşılaşmadığım türde  i deal bir arkadaşı hayal ettim: İhtiyacınız olduğunda gecenin üçünde size bir cesedi gömmeye bile yardım edebilecek bir arkadaş. Roman, Milo’nun Tom’un hayatını kurtarma çabasıyla başlıyor zaten ve devamında da bunun için giriştiği mücadeleler karşımıza çıkıyor. Arkaplanda da üç kişi arasındaki koparılması imkansız bir bağa tanıklık ediyoruz.

  • Kağıt Kız deyim yerindeyse yeni bir “Pinokyo” hikâyesi anlatıyor ve kimi masal ve mitolojik unsurlar da karşımıza çıkıyor kitabınızda. Bilinçli bir seçim mi bu?

Benzetmeleriniz gerçekten doğru, farklı bir Pinokyo hikâyesi olarak değerlendirenler olursa itirazım olmayacaktır. Mitolojik hikâyeler pek çok yazar için ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Bana gelecek olursak, Seni Bulmaya Geldim, kitabım kısmen mitolojideki Sisifos efsanesindeki birbirinin aynısı olan günlere ve tanrılar tarafından ciğeri sonsuza dek kemirilmeye mahkûm edilen Prometheus’un yaşadığı vicdan azabına gönderme yapıyor. Diğer kitaplarımda da cehennemdeki Orpheus mitolojisinden esinlendiğim unsurlar var… 

  • Bölüm başlarındaki alıntılar, adeta bölümün anahtarı gibi duruyor… Bunları okura bir kılavuz olarak mı kullandınız?

Alıntılar genelde bölümlerin atmosferine ya da temasına uygun bir zemin hazırlamaya yardımcı oluyor. Genellikle okuduklarımın sonucu nda  ortaya çıkıyorlar ve ben de bu alıntıları, başka yazarların dünyalarının kapılarını okurlarıma açmak için  paylaşıyorum.

  • Romanda bir bölümde edebiyat kuramlarına bile değiniyorsunuz… Kitapların yazar kadar okurun da eseri olduğuna inanıyor musunuz gerçekten?

Evet, kesinlikle, bu gerçekten de bu romanın ana temalarından biri. Yazarın yarattığı kitap ve hayali dünyanın sonunda okur tarafından tamamlandığına inanıyorum. Yazar olarak kitabın satışa sunulduğu ilk gün bu duyguyu hissediyorum. Kitap artık bana ait olmuyor. Artık okurlara ait oluyor. kitap artık onların hayal gücünde yaşam buluyor.  Kitap artık okurların.

BİR ROMAN HAYATINIZI DEĞİŞTİREBİLİR

Fernando Pesoa şöyle der: “Gerçek hayat yetmediği için edebiyat vardır.” Her durumda, bazı romanlar hayatın zor anlarında insanlara ışık verebilir. Geçici olarak gerçeklerden kaçmaya izin verir. Dolayısıyla roman veya edebiyat eserleri kimi zaman insanların hayatını gerçekten değiştirebilir.

Kağıt Kız’da, yazdığı romanlar okurlarının hayatını değiştiren bir yazar Tom. Okurlarının ona gönderdiği her mesaj bu şekilde görünüyor. Bir süre sonra, yazarın da hayatı bu romanlar sayesinde değişiyor diyebiliriz. Bunlar gerçekten olabilir, okuduğumuz bir roman hayatımızı değiştirebilir.

Bana gelince, kesinlikle Albert Cohen’in Belle du Seigneur’ünü söylemem gerek. Bu romanı 17 yaşındayken okudum. O günden beri, kadın-erkek ilişkilerine tamamen farklı bir gözle bakmamı sağladı. Bu da ciddi anlamda hayatımı değiştirmeye yetecek bir durumdur. Annemin Kitabı adlı kitabında evlat sevgisini  son derece güzel işleyen Albert Cohen’in tüm eserleri için aynı şeyi söyleyebilirim, benim için çok önemli eserlerdir onlar.

KADIN BENİ GÜLDÜREBİLMELİ

Birçok yazara hangi kahramanını sevdiği sorulur. Sevmenin ötesinde Kâğıt Kız’daki gibi, bir kahramanımın canlanmasını, gerçek hayatta karşıma çıkmasını istediğim kahramanım kesinlikle Billie olurdu! Öncelikle sarışın ve güzel. Romanda Tom’un  verandasında  tamamen çıplak ortaya çıkıyor!! Bunun gerçek olmasını kim istemez ki? Her şeyin ötesinde, çok iyi bir espri anlayışı var;  beni baştan çıkaracak kadın beni güldürebilmeli.

YAZMAK ÇİLELİ BİR İŞTİR

Kahramanım Tom’un dile getirdiği gibi “yazmak çileli bir iştir”. Her gün birkaç saatini bu işe vermek zorundasın. Neredeyse Tom gibi, dünyadan kopup masaya oturup müzik ve kahve eşliğinde çalışmak zorunluluğu istiyor. Kimi zaman hikâyelerimin içinde kayboluyorum, kendi hayatımı unutuyorum ve birkaç sayfa ortaya çıkıyor. Evet, “yazmak çileli bir iş”. Sonuçta, benim için yazmak paradoksal bir faaliyet: Istırapların en büyüğü, ama aynı zamanda mutlulukların da en büyüğü. İşte bu yüzden kitap yazmayı ve üretmeyi seviyorum.

Notes

  1. oynakbeyi posted this