Türk spor medyası ne zaman düzelir?
EYYAM Türk spor basınının can damarıdır. Kibir en sevdiğim günahtır…
“İts dı futbol, dets dı futbol, ay don vant tu sii dı bek. Ay wana sii dı front!” (Fatih Terim)
Bir konuda anlaşalım, Fatih Terim’den belki Fenerbahçe taraftarı olduğum için, belki de ne bileyim bizim medyamızın onda bugün gördüğü özellikleri daha once görmüş olabileceğimden dolayı pek hoşlanmamışımdır. Galatasaray’ı 4 yıl üst üste şampiyon ettiği zaman da şüpheyle yaklaşmıştım kendisine. Kabul, UEFA kupasını aldığı zaman helal demiş oturmuştum, ama Galatasaray öncesinde, A Milli Takımı yıllar sonra Avrupa Kupası’na çıkarıp, sıfır çekip aynı hızla geri döndürdüğü zaman da bir şeyler eksik demiştim zat-ı şahaneleri için, çocukluğumuza vermişlerdi.


Ufak bir hatırlatma yapacağım: 4 yıl üst üste Galatasaray’ın lig şampiyonluğu sonrası kazanılan UEFA kupası ile kendisine İmparator payesi verilmişti. Floransa’ya gidip Fiorentina’da Sinyor Terim şekline büründüğünde, kahraman spor basını sırtını sıvazlayıp “İtalyan karizması nasıl da yakışmış,” demişlerdi. Zaten o kibri depolamaya müsait olan Fatih Terim hem imparatorluğunu hem de sinyorluğunu konuşturuyordu. Ki oynadığı reklamlarda İtalyanca konuşmuşluğu da vardır. Daha sonraki basın toplantısında İngilizceyi paralamış az mı?
Aslında Fatih Terim’i ele almak çok da matah bir şey değil, hele herkes yeterince konuyu değerlendirirken bizimkisi göle maya çalmaktan ibaret. Sadece 2010 Güney Afrika Dünya Kupası’na gidemeyecek olan milli takım dolayısıyla, iştahı kabaran spor medyasının tavrını şöyle bir gözden geçirince bunca yıl Fatih Terim’in hata yapmasını mı beklediniz dedirttiler. Eh intikam soğuk yenen yemekmiş, bir kere daha ispatlandı.
Kendisi her ne kadar “don’t vant tu sii dı bek,” düşüncesine sahip de olsa, skordan öte futboldan anlamayan spor medyası inadına “sii dı bek” demeye başladı.


Fatih Terim, UEFA kupasını kazandığında da kibirliydi, İtalya’ya gittiğinde de, kemik çerçeveli gözlükleri, sırtına attığı lila rengi kazağı ve ikinci Galatasaray döneminde İtalyan aksanıyla söylediği futbolcu isimlerinde de kibirliydi. O zaman da dediğim dedikti. Fakat “luuk et dı teybıla” mantığındaki spor basını ne de yakışmış, hakiki imparator, aslan yürekli rişar deyiveriyordu.
Belçika maçından sonra istifa ettiğini açıklayan Terim’e ateş püskürüyordu tüm medya, hattâ sokaktaki adam bile. Terim’in en büyük kabahati; artık umut kalmamışken bile, “dert etmeyin; bizde bu iman kuvveti, bu takımda bu şans, bende bu özgüven ve kibir oldukça gruplardan çıkarız,” demek oldu. Oysa olası bir ikincilik durumunda baraj maçı oynayacağımız rakipler arasında, Portekiz, Rusya, Fransa, Ukrayna, Slovenya, Yunanistan takımlarından birisiyle eşleşecektik ki, sonuç çok da farklı olmayacaktı sanki…

Şimdi kelle isteyenler sırasıyla konuşuyorlar, Hıncal Uluç ben zaten demiştimle başlayan cümleler kurarken, Osman Tamburacı hafiften bıyıklarını burmaya başlamıştır bile, Ahmet Çakar ve diğerleri onun imparatorluğunun şaibeli olduğunu söylemeye başlamışmlardır, maksat provakasyon olsun diye.


Gazetelerden birinde yer alan dosyada Terim’in kabahatinin ne olduğu ve gelecek teknik direktörün kim olması gerektiği soruluyor: Sırasıyla; kim gelsin, hangi ülkeden olsun, Terim’in en büyük günahı, ona karşı bir linç kampanyası var mı sorularına verilen cevaplar şöyle:
- Lucescu gelsin.
- Alman olsun.
- Günahı kibiri!
- Linç kampanyası yok, doğal eleştiri bunlar! Cevapları var.
Haydi futboldan anlamıyorsunuz, bari okuduğunuzu anlayın yahu. Lucescu dedikten sonra, Alman olsun derken nasıl bir mantık yürütüyorsunuz, hâlâ çözebilmiş değilim.
Beylerden birisi de, imparatorluk payesini verenlerden değilmiş gibi, Milan’ı yenmesinin ardına “YendikMİLAN” başlığını atan kendisi değilmiş gibi, “Elin adamı yüzlerce kupa aldı ola ola “sir” oldu. Bizimki bir kupayla imparator sandı kendini,” demiş.
Eh siz değil misiniz adamı İmparator yapan, bir numara yapan, kurtarıcı yapan!
EYYAM imiş hepsi meğerse. Aslında onu hiç sevmezlermiş, aslında ilk günden beri kıl olurlarmış, o gözlükler, o yabancı dil özentileri, o lila rengi kazak zaten delikanlıyı bozarmış, haşinmiş Terim, ana avrat sövermiş, kibirliymiş, çok günahı varmış, taktik bilmez sadece gaz verirmiş, insanı dinlemez kendi kafasına göre takılırmış, istifa da etmezmiş de aslında, “o Belçika’daki gurbetçiden Allah razı olsunmuş.” Şimdi bir Alman gelsin de meselâ Lucescu, o zaman milli takım düzelirmiş…
Milli takım ne zaman düzelir bilmem ama, Lucescu Alman olduğu zaman, Türk spor medyası gerçekten düzelir.